Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasından bu güne gerici odakların partilerin içinde kendine yer bulması,alışılagelen bir durum olmuştur.
Öte yandan sağ partilerin gerçek anlamda Cumhuriyetçi çizgide yer almaması ki bu noktada en önemli örnek Menderes’tir,Eskişehir Meydanında hitap ettiği halka “Siz isterseniz hilafeti yeniden getirirsiniz “çıkışıyla,ezanı arapca haline getirip,din üzerinden yoksul ve mütedeyyin insanları oy deposu haline getirmesiyle en dramatik örnektir.
Ardılları başta Demirel olmak üzere aynı yoldan gitmiş,Cumhuriyet kazanımlarını dinden çıkmak olarak gören tarikat ve benzeri oluşumlarla her zaman ittifak yapıp,devlet içerisinde kadrolaşmalarının önünü açmışlardır.
Bura da bir parantez açacak olursak,17-25 Aralık operasyonlarından sonra Erdoğan’ın Cemaate yönelik “Ne istediler de vermedik?”sitemi ve Şamil Tayyar’ın “Emniyeti ve Adaleti onlara bağladık” itirafı durumu özetler.
Soğuk savaş yıllarında Amerika’nın Yeşil Hat projesiyle doğu bloku ülkelerinin etrafında bir İslam kuşağı oluşturma düşüncesi,hemen hemen aynı tarihlerde yönetime el koyan Kenan Evren ve Ziya Ül Hak tarafından emir kabul edilmiş,Türkiye’de Laik,Kemalist,Sol kesimler ve Cumhuriyetçi özde Milliyetçi kesim ezilip,yok edilerek,devlet kadroları tarikatlara teslim edilmiştir.
Menderes döneminde atılan tohum,Kenan Evren döneminde kök salmıştır.Her mahallede tarikatların açtığı Kur’an kursları,eğitimde imam hatip ağırlıklı yönelim,cemaat önderlerinin eline verilmiş devlet kadroları,Anadolu Coğrafyasının yoksul çocuklarının cemaatlerin yatılı okullarına teslim edilmeleri toplumun hızla dincileşmesinin önünü açmıştır.
Arap sermayesinin Özal döneminde ‘Faizsiz Kazanç’ sloganıyla ülke ekonomisinde devasa bir yeşil sermaye gücü oluşturması ve dinci grup ve partileri desteklemesi yoksul insanlara yönelik örgütlenme faaliyetlerinin ve din eksenli nesil projelerinin finansmanını sağladı.
Erbakan’ın ilk seçim zaferine baktığınız zaman 1994 Yerel Seçimlerinde büyük bir sıçrama yaptığını; yüzde 19.14 oranında oy alarak, İstanbul ve Ankara belediye başkanlıklarını kazandığını görürüz. 24 Aralık 1995 genel seçimlerinde yüzde 21.38 oy oranıyla 158 milletvekilliği kazandı ve birinci oldu. Seçimlerden hemen sonra Anavatan Partisi‘yle yapılan koalisyon görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.28 Şubat Süreci Doğru Yol Partisi‘yle kurduğu koalisyon hükûmeti (Refahyol Hükümeti) 28 Haziran 1996’da TBMM’de güvenoyu aldı, Erbakan da başbakan oldu. Daha sonra Erbakan’ın istifa etmesi üzerine Refahyol hükümeti dağıldı (Haziran 1997).
Burada dikkat edilmesi gereken ve gözden kaçırılan şu oldu,sağ partilerin kolay iktidar için dini duygularını kullandığı halk,Refah Partisinde yerini buldu.
Kırsaldan şehirlere akın akın gelen göç ve varoşlarda zor yaşam koşulları yukarıda belirttiğimiz örgütlenmenin doğmasını sağladı.
Tabi burada demokrasinin tahammül etme anlayışı olduğunu ve tahammül etmezsen daha beteriyle karşılaşacağın gerçeğini acı tecrübelerle öğrenmiş olduk.
28 Şubat süreci ve ardından 28 Şubat mağduriyeti propagandaları,Erbakan’ın talebelerini farklı bir siyasi parti arayışına soktu.
Kuruluşunda batılı devletlerden aldıkları destek ki,o desteğin şartı iktidar olma durumlarında bölgesel özerkliğe götürecek mahalli yönetimlerle ilgili yasaların çıkartılmasıydı.Amerika’nın ve Avrupa’nın bu desteği,Erbakan’a siyaseti zehir eden ordu ve yargı bürokrasisinin elini bağladı.
Sonuç olarak parti kapatarak rejim karşıtı güçlerin iktidarına engel olacağını sanan bürokratik düşünce kitleselleşmeye başlamış muhafazakar,dinci kitlenin daha da artmasını ve bu günlere gelinmesini sağladı.Merkez sağ bittiği için AKP iktidarı oluşmuyor,merkez sağın onlarca yıldır gösterdiği istikamette giden seçmen kendini ifade edecek yeri bulduğu için AKP iktidar oluyor.